28 Mart 2012 Çarşamba

Mutsuz mutluluk...

Mutsuzluğumuz kronikleşmiş de haberim yokmuş. Üzerimize yapışmış, gitmek bilmiyor. Çağın hastalığı sanki. Herkes mi mutsuz olur kardeşim ya?  Biri de çıkıp "çok mutluyum, her şey istediğim gibi" dese dişimi kıracağım yeminle.

Kiminle konuşsam mutsuz, umutsuz. Herkes şikayetçi içinde bulunduğu durumdan. Kimi işinden, kimi eşinden, kimi anasından babasından, kimi sevgilisinden, kimi çocuğundan, kimi olduğundan, kimi de olamadığından... Her şeyi olan da mutsuz, hiçbir şeyi olmayan da. Belki de gerçekten ne istediğimizi bilmediğimiz için mutsuzuz bu kadar. Mutsuz olduğumuz kadar da öfkeliyiz aslında hayata ve insanlara. 

Aslında hepimiz istiyoruz mutlu olmayı ve sözde çabalıyoruz ama özde kılımızı bile kımıldatmıyoruz bunun için. Eksiklerimizi görüp tamamlamaya çalışıyoruz güya ama çabuk pes ediyoruz, sıkılıyoruz, yoruluyoruz. Değişmeden değişsin istiyoruz her şey ve herkes. İstiyoruz ki her şey kendiliğinden olsun bitsin. İstediklerimiz olmayınca da "kader " diyoruz ya da "kısmet değilmiş". Kader olduğuna inanmak kolay geliyor da değiştirmek için uğraşmak zor geliyor.

Kader alın yazısı demek, her şeyi olduğu gibi kabullenmek demek değil ki. Memnun değilsem çalıştığım yerden, kaderimde çalışacağım iş yerleri sırasıyla yazılmış nasılsa ben boşa iş falan aramayayım, zamanı gelince onlar gelip beni bulur mu demeliyim bu durumda? Kocasından dayak yiyen kadın "ne yapalım bu da benim kaderimmiş" deyip göz mü yummalı koca zulmüne? Mutsuzsan yaşadığın ilişkiden "kaderimde bu varmış, yapacak bir şey yok" deyip devam mı etmeli?

Daha da mutsuz olmaktan korktuğumuz için elimizde olanları kaybetmeyi de göze alamıyoruz ve mutsuzluğumuza kader deyip kabullenmek, risk almaktan, denemekten ve uğraşmaktan daha kolay geliyor. Belki fazlasıyla yorgun ve tahammülsüz olduğumuz için belki de hayatla mücadele etmekten, başkalarının mutluluğu için uğraşmaktan o kadar yorulmuşuz ki kendi mutluluğumuz için uğraşmaktan vazgeçmişiz farkında bile olmadan. Başkaları için yaşarken, kendimiz için yaşamayı unutmuşuz. Kimimiz bilerek, kimimiz bilmeyerek mutluluğumuzu bile başkalarının mutluluğuna bağlamışız. 

Mutsuzluğu seçmek, mutlu olmaya çalışmaktan daha kolay ama daha yorucu. Bilmiyorum herkes nasıl bir yol bulur kendine mutlu olabilmek için ama ben deniyorum hala umutsuzluğa kapılmadan. İstediklerimi biliyorum ve olmaları için uğraşıyorum tüm yorgunluğuma ve yılgınlığıma rağmen. Olmadı diye hayata da küsmüyorum. Biliyorum ki, mutluluğum bir başkasının mutluluğuna bağlı değil. Bunu anlamam ve kabul etmem bile uzun uğraşlardan sonra oldu. Zor oldu ama oldu. Biliyorum ki, yaşadığımız hiçbir anın tekrarı yok. O yüzden yaşadığım "an"ların ve hayatımda olanların kıymetini daha iyi biliyorum artık. 


Hayat ne dün ne de yarın, hayat tam da bugün ve bugünü nasıl yaşayacağımız sadece bize bağlı. Ya mutlu olmayı seçip bunun için elimizden geleni yapacağız ya da kader deyip geçeceğiz...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder