11 Nisan 2012 Çarşamba

Maskesiz Balo...

Hepimizin maskeleri var işte belirli zamanlarda yüzümüze takmak zorunda olduğumuz. Hayal kırıklıklarımızı, acılarımızı mutsuzluklarımızı ve  hayal kırıklıklarımızı gizlemeye yardımcı, durum kurtarıcı çeşit çeşit maskeler... 

İş yerinde hepimiz "mutlu" maskemizi takarız. Birlikte iş yaptığımız insanların mutsuzluğumuza tanıklık etmelerini istemeyiz. Mesai arkadaşlarımızın özelimize girmelerine gerek de yoktur zaten. Seviyor gibi görünseler de hep bir açık peşindedir iş arkadaşların. Sürekli gözü açık, dikkatli, iyi ve pozitif olmak zorunda olduğumuz, etrafa baktığımızda maskeli baloda olduğumuzu hissettiren bir oyun alanıdır iş yerleri..

Gün gelir ailenin yanında bile takarsın maskelerini. Bilirsin acılarından dolayı yargılamayacaklarını ama üzülmene dayanamazlar. Ben zaten üzgünüm bari onlar üzülmesinler, bilmesinler canımın ne kadar yandığını dersin ve takarsın maskelerin en mutlusunu, en huzurlusunu ta ki yatağa girene kadar. Başını yastığa koyduğun vakit "sen" olabilirsin, tüm acılarınla ve mutsuzluğunla...

Sevgilim, o benim her şeyim dediğin insanın yanında bile hazırda bekler maskelerin. Belki de en çok maskeyi sevgilimizin yanında takarız farkında bile olmadan. Kıskançlıktan kudurursun "umursamaz" maskeni takarsın, havaya girmesin diye, ürkütmeyeyim diye. Söylediği bir laf incitir seni, canını yakar "neşeli" maskeni takarsın canının yandığı belli olmasın diye. Yanındayken gözlerinin uzaklara daldığını fark edersin, takarsın "şirinlik" maskeni, başlarsın türlü şaklabanlıklar yapmaya gözleri yeniden değsin gözlerine diye...

Arkadaşlarının yanında da takarsın maskelerini, herkese anlatmak zor geldiğinden derdini. Anlatıp sıkmak istemezsin, anlaşılmayacağını bildiğinden susmak daha doğru gelir. Üzerinde hafif bir tebessüm olan "iyiyim ben" maskenle gezinirsin aralarında, ilişmesinler sana diye...

Herkesin yanında takılır da bu maskeler bir tek dostun yanında takılmaz. Herkes inanır maskelere de bir dostun inanmaz. Sen iyiyim desen de, o bilir iyi olmadığını. Gözüne bakması, sesini duyması yeter, bir şey söylemen bile gerekmez çoğu zaman. Göz göze gelmeniz yeter, içine akıttığın yaşların gözlerinden süzülmesine. Bir ona garip gelmez davranışların, sözlerin. Bilir, neyi neden yaptığını da söylediğini de. Susmak istiyorsan, susar seninle saatlerce. Sen düştüğünde seni yerden kaldırmak için her yolu dener, kalkmamakta ısrar ettiğinde de "burada ne işim var" demeden seninle oturur günlerce. 

Dost; hayatına anlam katan, hayatını kolaylaştıran ve güzelleştiren, hesap kitap yapmadan seni seven, yanında olandır. İçinin dışa yansımasıdır, senin aynandır. Seçme şansı bizlere verilen kardeştir dost. Ve dost, bulduğunda asla kaybetmemen gerekendir...

Hayatıma değer katan tüm dostlarıma...

2 yorum:

  1. KEŞKEEEEEEEEE MASKELERİMİZDEN ARINABİLSEK ....

    YanıtlaSil
  2. Onlarla yaşamaya o kadar alıştık ki farkına bile varmadan, nasıl arınabiliriz bilemiyorum :)

    YanıtlaSil